IKnowThatGirl
Siteyi açıyorsunuz ve sanki birinin günlük videolarından oluşan kişisel bir stash’ine rastlamışsınız gibi hissediyorsunuz — sahnelenmemiş, cilalanmamış, sadece yaşamın küçük dilimleri. Kameranın dışında bir şeye gülümseyen bir kız, birinin koridordaki aynada saçını düzelttiği an, dağınık bir mutfakta hızlı bir sohbet. Dramatik bir şey yok, sadece bir şekilde akılda kalan normal anlar.
Kliplerin çoğu hareket halindeyken çekilmiş gibi görünüyor. Kamera biraz titriyor, açılar kayıyor, ışık orada olan her neyse o — sıcak bir lamba, gün batımındaki bir pencere, fazla parlak bir tavan lambası. Ama bu, gerçek hissettiriyor. Bir sahne izlemiyorsunuz; gerçekten yaşamış birinin anını izliyorsunuz.
Videolardaki insanlar sanatçı gibi davranmıyor. Arkadaşların konuştuğu gibi, duraklamalarla, yarım cümlelerle, anlamaktan daha fazlasını ifade eden küçük jestlerle konuşuyorlar. Bazen kamera çok yakınlaşıyor, bazen geri duruyor. Her iki durumda da, odada olduğunuzu hissediyorsunuz.
Site kendini geri planda tutuyor. Kaydırıyorsunuz, bir şey dikkatinizi çekiyor, ona dokunuyorsunuz, hepsi bu. Yeni klipler ara sıra ortaya çıkıyor, büyük bir yığın halinde değil — sadece birinin bir klasöre eklediği yeni anılar gibi sessizce beliriyor.
Bir süre sonra, bir web sitesi gibi hissettirmeyi bırakıyor.
Küçük tanıdık anların bir kutusu gibi hissediyor — sıcak, basit ve tuhaf bir şekilde rahatlatıcı.













