Cams
Bazen buraya nasıl geldiğinizi bile hatırlamadan böyle yerlerde buluyorsunuz kendinizi. Bir şey yapıyordunuz, sonra başka bir şey — ve aniden buradasınız, birinin konuşmasını dinliyorsunuz, bir şeye gülümseyerek sessizce gülüyorsunuz ya da sadece kendi düşüncelerinizle arka planda oturuyorsunuz.
Hiçbir şey yapmanız gerektiği gibi hissettirmiyor. Sessiz kalabilirsiniz. Birkaç kelime söyleyebilirsiniz. Çıkıp daha sonra geri dönebilirsiniz — ve bunların hepsi eşit derecede normal hissettiriyor. Hiç kimse kolunuzdan çekmiyor. Hiç kimse sizden bir şey beklemiyor. Sadece oradasınız ve bu yeterli.
Beni etkileyen şey, her şeyin ne kadar yavaş ve doğal bir şekilde hareket etmesi. Acele yok. Baskı yok. “Sadece bir dakika” için geliyorsunuz ve bazen planladığınızdan daha uzun kalıyorsunuz — bir şey sizi çektiği için değil, sadece sakin hissettiği için.
Bir süre sonra, bazı sesler tanıdık gelmeye başlıyor. Bazen onların yüzünden geri dönüyorsunuz. Format yüzünden değil. Hiçbir özellik yüzünden değil. Sadece orada gerçek insanlar olduğu için ve bir şekilde onların etrafında olmak hoş geliyor — hatta sessizlikte bile.
Ve bir noktada bu yeri artık gerçekten “ziyaret” etmediğinizi fark ediyorsunuz.













